Hoşgörü Nedir?
Medine Vesikası; farklı inanç ve kökenden gelen toplulukların adalet, barış ve karşılıklı saygı temelinde bir arada yaşayabileceğinin tarihi kanıtıdır.
Sınıfta grup çalışması yapıyorsun. Bir arkadaşın, senin kesinlikle yanlış bulduğun bir fikri savunuyor. Ne yaparsın? Onu susturur musun, yoksa dinler misin? İşte bu soru, aslında İslam ahlakının en önemli konularından birine kapı aralıyor.
Bu dersin sonunda, Hz. Muhammed'in hoşgörü ve istişare ahlakını örneklerle açıklayabileceksin.
Hoşgörü: Zayıflık Değil, Güç
Hoşgörü, farklı düşünen, farklı inanan ya da farklı yaşayan insanlara karşı anlayışlı davranmak ve onların varlığını kabul etmektir. Ama burada bir tuzak var.
Çoğu kişi hoşgörüyü "sessiz kalmak" ya da "karşı tarafa hak vermek" sanır. Bu yanlıştır. Hoşgörü, senin kendi değerlerinden vazgeçmen değildir. Aksine, kendi doğrularına güvenle bağlı kalırken başkasına da yaşama alanı tanımaktır.
Not
Terim: Müsamaha Hoşgörü kelimesinin İslam geleneğindeki en yakın karşılığı müsamahadır, "göz yummak, kolaylık göstermek, geniş davranmak" anlamlarına gelir. Arapça samaha kökünden türeyen bu kelime, Kur'an'da ve hadislerde "affetme, bağışlama, zorluk çıkarmama" anlamlarıyla kullanılır. Osmanlı Türkçesinde "müsamahakâr" sözcüğü, "hoşgörülü kişi" anlamında yaygın olarak kullanılmıştır.
Uyarı
Dikkat: En Sık Yapılan Hata "Hoşgörülü olmak" ile "her şeye evet demek" aynı şey değildir. Hoşgörü, yanlış gördüğün bir şeyi onaylamak değil, o görüşü savunan kişiye saygı göstermektir. Bir görüşe katılmamak ile o görüşü savunanı dışlamak arasındaki fark, hoşgörünün tam kalbidir.
Farklılıklara Saygı: Aynı Bahçenin Farklı Çiçekleri
Bir bahçe düşün. Sadece güller olsa, o bahçe ne kadar sıkıcı olurdu. Lale, papatya, menekşe... Her biri farklı renkte, farklı kokuda. Ama hepsi aynı topraktan besleniyor.
İnsanlık da böyledir. Dil, renk, inanç, fikir bakımından farklıyız. Farklılıklara saygı, bu çeşitliliği bir eksiklik değil, bir zenginlik olarak görmektir.
Önemli
Kur'an'dan Temel İlke Kur'an-ı Kerim, farklılıkların Allah'ın iradesiyle var olduğunu bildirir: "Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık..." (Hucurât suresi, 13. ayet). Bu ayet, farklılıkların bir çatışma sebebi değil, tanışma ve anlaşma vesilesi olduğunu öğretir. Yani renk, dil ve soy farkı üstünlük ölçüsü değildir, asıl ölçü takvadır, yani Allah'a saygıdır.
Danışma Kültürü: İstişare Nedir?
İstişare, bir karar verirken tek başına hareket etmek yerine, konuyla ilgili kişilerin görüşlerini almak, onlara danışmak demektir. Arapça kökenli bu kelime, "danışma" anlamına gelir.
Peki neden önemlidir? Çünkü hiçbir akıl tek başına her şeyi göremez. Bir futbol takımı düşün: Teknik direktör tek başına karar verse de, kaptanın ve oyuncuların sahadaki gözlemi farklıdır. İyi bir teknik direktör, oyuncularına danışır.
İslam geleneğinde istişare, sadece bir nezaket kuralı değil, bir sorumluluktur. Yöneten de yönetilen de kararlarını danışarak alır.
İpucu
Terim: Şûrâ İstişare kavramının Kur'an'daki karşılığı şûrâdır ve bu kelime, Kur'an'da bir surenin de adıdır (Şûrâ suresi, 42. sure). Ayette müminlerin özellikleri sayılırken "Onların işleri aralarında danışma iledir" (Şûrâ suresi, 38. ayet) buyrulur. Bu, danışmanın sadece bir seçenek değil, inanan topluluğun temel bir özelliği olduğunu gösterir.
Diyalog ve Uzlaşma: Konuşarak Çözmek
Diyalog, iki tarafın birbirini anlamak için karşılıklı konuşmasıdır. Uzlaşma ise bu konuşmalar sonucunda ortak bir noktada buluşmaktır.
Bir arkadaşınla anlaşmazlık yaşadığında ne yaparsın? Kavga etmek mi, yoksa konuşup orta yolu bulmak mı? İkincisi daha zordur ama daha kalıcıdır.
İpucu
Pratik Bir Kural Bir anlaşmazlıkta önce anlamaya çalış, sonra anlatmaya. Çoğu çatışma, tarafların birbirini dinlememesi yüzünden büyür.
Hz. Muhammed'in Ahlakında Hoşgörü ve İstişare
Hz. Muhammed, hoşgörüyü sözde bırakmadı, hayatında uyguladı. Mekke'de kendisine en çok karşı çıkanları bile affetti. Medine'ye hicretten sonra farklı dinlerden topluluklarla bir arada yaşamak için anlaşmalar yaptı.
İstişare konusunda ise şu örneği hatırlayalım: Hendek Savaşı öncesinde, düşman ordusu Medine'ye yaklaşıyordu. Hz. Muhammed, Selman-ı Farisi'nin önerisiyle şehrin etrafına hendek kazılması fikrini kabul etti. Bu, bir kişinin aklına değil, danışmanın gücüne duyulan güvenin sonucuydu.…
İstişare; önemli kararlarda ehil kimselerin görüşünü alarak ortak aklı harekete geçirmek ve doğru çözüme birlikte ulaşmaktır.