Ders 19 / 43 · İngilizce B2

Deyimlerin Bağlamı

Bu salt okunur bir görünüm. Burada yaptığın hiçbir şey kaydedilmez, hiçbir puan tutulmaz.

Deyimsel Anlamı Gerçek Anlamdan Ayırma

Önceki sözcük eşleşmeleri ve öbek fiillerde olduğu gibi, burada da anlamı çevresindeki ipuçlarıyla kontrol et.

Deyimlerin Bağlamsal Anlamı ve Doğru Kullanımı İş hayatı ve sosyal iletişimde mecazi deyimlerin ton ve etki gücü

Daha önce bildiğin eşleşmeler, sözcüklerin yan yana nasıl kullanıldığını. Öbek fiiller ise birlikte hangi anlamı verdiğini gösteriyordu. Şimdi bir konuşma ya da kısa metindeki en az iki ipucunu kullanarak bir deyimin amaçlanan anlamını açıklayacaksın.

İlk yorum

Seminerde biri break the ice dediğinde, gerçekten donmuş bir gölden mi söz ediyor? Yoksa öğrencilerin sessizce oturması ve bir şakadan sonra gülmeye başlaması başka bir anlamı mı düşündürüyor?

Amaçlanan anlamı en az iki bağlam ipucuna dayanarak açıklayabilirsin.

İpuçları anlamı nasıl değiştirir?

Deyimsel anlam, bir ifadenin tek tek sözcüklerinin gerçek anlamından farklı olarak bağlamda kazandığı anlamdır. Break the ice sözcük sözcük düşünüldüğünde buzu kırmak demektir. Seminer öyküsünde ise gerçek buz yoktur. Sessizlik ve şakadan sonra başlayan gülüşmeler, ifadenin sohbeti başlatmayı veya ilk gerginliği azaltmayı anlattığını gösterir.

Anlamı bulurken şu ipuçlarını birlikte değerlendir:

  • Olay: İfade söylenmeden hemen önce ne oluyordu?
  • Tepki: İfade söylendikten sonra insanların davranışı değişti mi?
  • Amaç: Konuşmacı bir şeyi fiziksel olarak mı anlatıyor, yoksa insanların iletişim kurmasını mı kolaylaştırıyor?

Örnekte sessizlik ilk ipucudur. Şakadan sonra öğrencilerin gülmesi ve rahatlaması ikinci ipucudur. Bu iki işaret, yorumu gerçek buzdan uzaklaştırıp sosyal duruma taşır. Sadece deyimin içindeki sözcüklere bakmak bu bilgiyi vermez.

Gerçek anlam ve uygun kullanım

Karşılaştır: The warm sun broke the ice on the pond. Burada gölet ve güneş, gerçek buzun erimesiyle ilgili bir durumu anlatır. Buna karşılık A quick joke broke the ice before the discussion. cümlesinde tartışma öncesindeki sosyal sessizlik ve şakaya verilen tepki, deyimsel yorumu destekler.

Deyimsel kullanımın uygunluğu da bağlama bağlıdır. Arkadaşların arasındaki rahat bir sohbette break the ice doğal bir seçim olabilir. Ancak laboratuvar raporunda bir buz örneğinin parçalanmasını anlatırken bu ifade kafa karıştırabilir. Fiziksel olayı açıkça anlatmak gerekiyorsa doğrudan, gerçek anlamlı bir ifade seç. Amaç insanları konuşmaya teşvik etmekse deyim yerinde olabilir.

Uyarı

Bir ifadeyi yalnızca içindeki sözcüklere göre yorumlama. Olayı ve insanların tepkisini kontrol et. Bağlam gerçek anlamı destekliyorsa deyimsel yorumda ısrar etme.

break the ice ifadesinin anlamını artık sözcükleri tek tek çevirmeden, bağlamdaki işaretlerle açıklayabilirsin. Sıradaki örnekte, başka bir gündelik benzetmenin ne anlattığını yine çevresindeki ipuçlarından çıkaracaksın.

break the ice

ortamdaki gerginliği azaltıp sohbeti başlatmak

  • Nora praised the room's frozen window. cümlesi kesinlikle deyimsel midir? Pencere gerçekten donmuşsa ifade gerçek anlamda kullanılmış olabilir. Deyimsel yorumu desteklemek için sosyal durum gibi ek bağlam ipuçları gerekir.
  • Şu durumda break the ice ne anlama gelir? Yeni üyeler ve onları rahatlatan bir şaka, sosyal ortam ipuçlarıdır. Bu nedenle ifade gerçek buzdan değil, konuşmayı kolaylaştırmaktan söz eder.
  • Bir sunum öncesi sessizlik ve şakadan sonra başlayan sohbet, deyimin hangi anlamını destekler? Sessizlik ve ardından başlayan sohbet birlikte, ifadenin sosyal bir başlangıcı anlattığını gösterir. Gerçek buzla ilgili bir ipucu yoktur.

Tabağında Çok İş Olmasını Yorumlama

Bir öbek fiilde olduğu gibi, deyimde de tek tek sözcüklerden çok çevresindeki ipuçları anlamı belirler.

Tabağında Çok İş Olmasını Yorumlama Gerçek anlam vs mecazi anlam tezatı ('have a lot on one's plate' -> çok yoğun olmak)…

Konuşmacı Amacını ve Deyim Seçimini Eşleştirme

Bir sözcük eşleşmesinin doğal duyulması, o ifadenin her durumda uygun olduğu anlamına gelmez. Konuşmacının amacı ve çevredeki ipuçları seçimi belirler.

Konuşmacının amacı seçimi nasıl yönlendirir?

Diyalogda Leo’nun amacı, sessiz ve gergin grubu konuşmaya hazırlamaktır. “Buzları kırmak” anlamındaki break the ice ifadesini seçmesi bu amaca uyar. Gergin görünen öğrenciler ve henüz kimsenin konuşmamış olması, yorumu destekleyen iki ayrı bağlam ipucudur. Bunlar, Leo’nun gerçek buzdan söz etmediğini anlamamıza yardım eder.

Bir deyimi yorumlarken yalnızca sözcüklerin sözlük anlamına bakmak yetmez. Önce konuşmacının neyi değiştirmek, açıklamak ya da vurgulamak istediğini belirleyin. Sonra sahnedeki durumu ve çevredeki ifadeleri bu amaçla karşılaştırın. Amaç ve ipuçları aynı yorumu destekliyorsa, deyimsel anlam güçlü bir seçenektir.

Bu örnekte düşünme sırası şöyledir:

  1. Durumu belirleyin. Bir seminer grubunda öğrenciler gergin ve sessizdir. Bu ayrıntılar, gerçek buzla ilgili bir olay anlatmıyor.
  2. Konuşmacının amacını bulun. Leo, öğrencilerin daha rahat hissetmesini ve konuşmaya başlamasını istiyor. Amacı, fiziksel bir şeyi kırmak değil, sosyal ortamı değiştirmektir.
  3. Deyimin anlamını bu amaçla sınayın. break the ice, insanlar arasındaki ilk gerginliği azaltıp sohbeti başlatmaya yardımcı olmayı anlatır. Bu anlam, Leo’nun belirttiği hikâye anlatma planıyla uyuşur.
  4. İki ipucunun birlikte ne gösterdiğini kontrol edin. Gerginlik, rahatlatıcı bir başlangıca ihtiyaç olduğunu düşündürür. Sessizlik ise henüz etkileşimin başlamadığını gösterir. İkisi bir araya gelince deyimin amacı daha belirgin olur.
  5. Uygunluğu değerlendirin. Hafif bir hikâyeyle başlayıp ardından tartışmaya geçmek bu ortamda makuldür. Aynı ifade ciddi bir kaza haberinde kullanılsaydı, konuşmacının amacı ve olayın ağırlığıyla çatışabilirdi.
DurumAmaç ve ipuçlarıDeyimin uygunluğu
Sessiz seminer grubu, gergin öğrenciler, konuşmayı başlatma isteğiGerginliği azaltıp etkileşimi başlatmakbreak the ice uygun
Ciddi kaza bildirimi, yaralanma bilgisi, aciliyetOlayı açık ve ciddi biçimde aktarmakbreak the ice uygun değil

Anlam ile uygunluğu ayırın

Deyimsel anlam, ifadenin sözcükleri tek tek çevrilince ortaya çıkmayan, birlikte taşıdığı anlamdır. Deyimsel kullanım uygunluğu ise bu anlamın belirli konuşma durumunda ve belirli bir amaçla yerinde olup olmadığını sorgular. Bunları karıştırmayın: Bir deyimin ne anlama geldiğini bilmek, onu her bağlamda kullanmayı haklı çıkarmaz.

Örneğin kaza bildirimi durumunda “buzları kırmak” anlamı yine aynı kalır. Değişen, bu anlamın ortamla uyuşup uyuşmamasıdır. Ciddi bir olayda şakacı bir başlangıç kayıtsızlık izlenimi verebilir. Buradaki sorun deyimin anlamını yanlış çözmek değil, konuşmacının amacına ve durumun tonuna uygun olmayan bir seçim yapmaktır.

Uyarı

Deyimin içindeki bir sözcükle ilgili rastlantısal ayrıntıya kapılmayın. Gerçekten buz bulunduğunu gösteren bir cümle yoksa, break the ice ifadesini fiziksel buz hakkında yorumlamak bu konuşmadaki sosyal ipuçlarını göz ardı eder. Tersine, her mecazlı görünen ifadeyi otomatik olarak deyim saymak da doğru değildir. Çevre cümlelerin anlamı desteklemesi gerekir.

Sınır durumu

Konuşmacının amacı tek başına yeterli olmayabilir. Bir kişi ortamı yumuşatmak istese bile, karşısındaki kişiler kötü bir haber almışsa eğlenceli bir söz yerinde olmayabilir. Bu durumda amacı, sahnenin ciddiyetiyle ve dinleyicilerin durumuyla birlikte değerlendirin. İpuçları çatıştığında kesin bir yorum dayatmayın. Hangi yorumun hangi kanıta dayandığını açıklayın.

Ayrıca deyimin uygunluğu, dinleyicinin onu anlayıp anlamayacağıyla da ilişkilidir. Konuşmacı yakın arkadaşlarına doğal gelen bir ifadeyi, deyim bilgisi sınırlı bir dinleyici grubuna açıklamasız söylediğinde iletişim amacı gerçekleşmeyebilir. Bu, deyimin anlamının değiştiği anlamına gelmez. Seçimin hedeflenen iletişim için ne kadar elverişli olduğunu yeniden değerlendirmek gerekir.

Yorumunuzu iki kanıta bağlayın: konuşmacının amacı ve sahnedeki ya da çevre cümlelerdeki bir ipucu. Bu iki dayanak aynı anlamı gösteriyorsa açıklamanız temellidir. Bu çözümleme becerisi, language.idioms.contextual_meaning etiketiyle adlandırılır. Sonraki alıştırmada çevredeki cümlelerden anlam çıkarmanız gerekecek. Burada geliştirilen amaç-uygunluk ayrımı o yorumları sınamanıza yardım eder.

  • Bir deyimin anlamı doğru olsa da ciddi bir durumda seçimi uygunsuz olabilir. Deyimsel anlam aynı kalabilir, ancak konuşmacının amacı ve durumun ciddiyeti seçimin uygunluğunu değiştirebilir.
  • Sessiz bir grup toplantısında hangi amaç break the ice seçimini destekler? Sessizlik ve toplantıyı başlatma amacı, ortamı rahatlatıp konuşmayı açma anlamıyla uyuşur.
  • Bir deyimin uygunluğunu sınarken amacı ve en az bir ___ ipucunu karşılaştırın. Konuşmacının amacı, sahne veya çevre cümlelerinden gelen bağlam ipuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Çevre Cümlelerden Deyim Anlamı Çıkarma

Daha önce öğrendiğin sözcük eşleşmeleri ve öbek fiiller, çevredeki ifadeleri birlikte okumanın önemini gösterir. Şimdi aynı dikkati deyimin çevresindeki cümlelere yönelt.

Çevredeki cümleler neyi gösterir?

Bir deyimin anlamını tek başına tahmin etmek yerine, ondan önce ve sonra gelen cümlelerin ne anlattığını karşılaştır. Bu cümleler konuşmanın durumunu, konuşmacının amacını ve deyimden sonra ortaya çıkan sonucu gösterebilir. En az iki ipucu aynı yorumu destekliyorsa, anlamı yalnızca kelimelerin gerçek karşılığına göre seçmekten daha sağlam bir sonuca ulaşırsın.

İpuçlarını üç yönden inceleyebilirsin:

  • Önceki durum: İnsanlar sessiz, kaygılı veya birbirine mesafeli mi?
  • Sonraki sonuç: Konuşma mı başlıyor, sorun mu çözülüyor, yoksa somut bir olay mı anlatılıyor?
  • Konuşmacının amacı: Konuşmacı bir sonucu mu açıklıyor, birini mi uyarıyor, yoksa bir olayı kelimesi kelimesine mi aktarıyor?

Bunlar ayrı ayrı kanıt parçalarıdır. Yalnızca deyimin geçtiği cümleye bakıp karar vermek, özellikle aynı sözcüklerin gerçek anlamda kullanılabildiği durumlarda yanıltabilir.

Aynı söz, farklı durum

Mina ve Daniel, seminer çıkışında deyimin hangi durumda doğal duyulduğunu karşılaştırıyor:

Karşılaştırmadaki önemli fark, yalnızca iki farklı yorumun bulunması değildir. Her yorumun kendi durumuna uygun kanıtı vardır. İnsanların gülmesi ve konuşmaya başlaması, sosyal ortamın değiştiğini gösterir. Gerçek bir buz bloğunun çalışılan nesne olarak anılması ise fiziksel yorumu destekler. Bu yüzden deyimin biçimini tanımak tek başına yeterli olmaz. Çevredeki olaylarla uyuşup uyuşmadığını da incele.

Yorumu bağlama göre sınamak

Bir yorum seçtiğinde, kendine şu iki soruyu sor: “Bu anlam önceki cümlede anlatılan durumla örtüşüyor mu?” ve “Sonraki cümledeki sonuç bu anlamla açıklanabiliyor mu?” İki yanıttan biri hayırsa, başka bir yorum dene. Konuşmacının amacını da kontrol et. Bir arkadaşının seminerdeki sessizliği tarif etmesiyle bir laboratuvar görevlisinin fiziksel bir buz bloğundan söz etmesi aynı iletişim amacı değildir.

Deyimsel kullanım uygunluğu da bu incelemenin parçasıdır. Anlamı çıkarmakla, o ifadenin belirli durumda doğal ve amaca uygun olup olmadığını değerlendirmek farklı kararlardır. Bir ifade bağlam içinde anlaşılabilir, fakat ciddi bir laboratuvar raporunda resmî ve doğrudan anlatım daha uygun olabilir. Arkadaşlar arasındaki kısa bir değerlendirmede ise aynı deyim konuşmayı daha doğal duyurabilir. Burada belirleyici olan, konuşmacının amacı ve iletişim ortamıdır.

Yeni bir bağlamda çözümleme

Şimdi üniversite kütüphanesindeki şu kısa durumu incele: Bir öğrenci teslim tarihi yaklaşan bir makale yüzünden endişeleniyor. Arkadaşı onun bilgisayarını kapatmasını, notlarını açmasını ve yazmaya başlamasını görünce “You need to hit the books” diyor. Sonraki cümlede öğrenci iki saat boyunca makalesi üzerinde çalıştığını anlatıyor.

Amaçlanan anlamı açıklarken en az iki ipucunu bir araya getir: yaklaşan teslim tarihi ve öğrencinin notlarını açıp makale üzerinde çalışması. Bu ipuçları, arkadaşın fiziksel kitaplara vurmayı değil, ders çalışmayı önerdiğini gösterir. Sözü kelimesi kelimesine yorumlamak, sahnede anlatılmayan bir fiziksel hareket gerektirir. Bu nedenle çevredeki olayları açıklamakta başarısız olur.

Karşıt durumu da düşün: Öğrenci raftan düşen kitabı eliyle vurup masadan uzaklaştırıyor ve arkadaşı bu hareketi anlatıyor. Burada fiziksel eylem, çevredeki olaylarla uyuşabilir. Demek ki tanıdık bir deyim gördüğünde otomatik olarak deyimsel yoruma gitmek de güvenilir değildir. Karar, bağlamdaki kanıtların hangi açıklamayı daha iyi desteklediğine dayanır.

Kendini sınama: “After the long rehearsal, Ava went home and hit the books before her exam.” cümlesinde hangi iki ipucu amaçlanan anlamı destekliyor? “Uzun prova” tek başına çalışma anlamını kanıtlamaz. Sınav ve çalışmak üzere eve gitme bilgilerini birlikte değerlendir. İki ipucunu açıkça adlandırdığında, yorumun yalnızca ezberlenmiş bir karşılık değil, bağlama dayalı bir açıklama olur.

  • Sınav ve ders notları, hit the books için çalışma yorumunu destekler. Sınav yaklaşması ve notlarla çalışma, fiziksel bir vurma eyleminden çok ders çalışma yorumuyla uyuşur.
  • Hangi ipuçları break the ice yorumunu destekler? Gülme ve konuşmanın başlaması sosyal ortamın yumuşadığını gösterir. Diğer seçenekler fiziksel ya da ilgisiz olayları anlatır.
  • Bir deyimin fiziksel anlamını hangi bağlam daha çok destekler? Gerçek bir buz bloğunun nesne olarak belirtilmesi, fiziksel kırma yorumuna doğrudan bağlam kanıtı sağlar.
  • Deyimleri anlamak için sadece deyimin olduğu cümleye bakmak her zaman yeterlidir. Deyimlerin anlamını doğru çözmek için çevredeki cümlelerdeki bağlam ipuçlarını kullanmak gerekir.
  • Bir deyimin 'deyimsel' mi yoksa 'gerçek' mi olduğunu anlamak için ne yapılmalıdır? Çevredeki durum ve sonuçları analiz etmek, deyimin kullanım amacını belirlemeye yardımcı olur.