Ders 12 / 40 · YDT İngilizce

Phrasal Verbs ve Deyimler

Bu salt okunur bir görünüm. Burada yaptığın hiçbir şey kaydedilmez, hiçbir puan tutulmaz.

Phrasal Verb Yapısını Tanıma

Sam ran into an old friend at the café.

Phrasal Verbs: Ayrılabilir ve Ayrılamaz Yapılar Phrasal Verbs: Ayrılabilir ve Ayrılamaz Yapılar

Bu cümlede Sam arkadaşına çarpmadı mı? Aslında "çarpmak" anlamına gelen run fiili burada bambaşka bir iş yapıyor. Türkçe karşılığı "tesadüfen karşılaşmak" olan bu ifade, kelimelerin tek tek anlamıyla hiç uyuşmuyor.

İşte YDT'de seni bekleyen en büyük tuzak burada: run + into ikilisi artık iki ayrı kelime değil, tek bir anlam birimi. Buna phrasal verb (öbeksi fiil) denir. Bu dersten sonra, phrasal verb ve deyimlerin mecaz anlamlarını bağlamdan çıkarıp Türkçe karşılıklarıyla eşleştirebileceksin.

Kelimeler Neden Birleşip Yeni Anlam Doğurur?

Bir phrasal verb, bir fiil ile bir particle (edat ya da zarf parçacığı) birleşerek oluşur. Ama kritik nokta şu: ortaya çıkan anlam, parçaların anlamının toplamı değildir.

  • give (vermek) + up (yukarı) = give up → "vazgeçmek"
  • look (bakmak) + after (sonra) = look after → "bakmak, ilgilenmek"
  • turn (çevirmek) + down (aşağı) = turn down → "reddetmek"

Give up ifadesinde ne bir "verme" ne de bir "yukarı" vardır. Anlam tamamen yeni ve tahmin edilemezdir.

Önemli

Anlam Bütünlüğü Kuralı Phrasal verb'ü asla kelime kelime çevirme. Give up "yukarı vermek" değildir. Anlamı ancak bütün olarak ve bağlam içinde kavrarsın.

Ayrılabilir mi, Ayrılamaz mı?

Bazı phrasal verb'lerde nesne, fiil ile particle'ın arasına girebilir. Bunlara separable (ayrılabilir) denir.

  • Turn down the music. → doğru
  • Turn the music down. → doğru
  • Turn it down. → doğru (zamir nesne zorunlu araya girer)
  • Turn down it. → yanlış

Diğerlerinde nesne araya giremez; bunlar inseparable (ayrılamaz) phrasal verb'lerdir.

  • Look after the baby. → doğru
  • Look the baby after. → yanlış

Uyarı

En Sık Yapılan Hata Zamir nesneler (it, them) ayrılabilir phrasal verb'lerde her zaman ortaya girer. Pick up it yanlıştır, doğrusu pick it up olur.

Deyimler: Sözün Bütünü Farklı Konuşur

Deyim (idiom), kelimelerin tek tek anlamından tamamen bağımsız, kalıplaşmış bir ifadedir.

  • It's raining cats and dogs. → "Bardaktan boşanırcasına yağıyor." (Kedi-köpek değil!)
  • Break a leg! → "Bol şans!" (Bacak kırma değil!)
  • Piece of cake → "Çocuk oyuncağı" (Kek parçası değil!)

Deyimlerde kelime kelime çeviri seni kesinlikle yanıltır. Anlamı ancak tüm ifadeyi ve bağlamı birlikte okuyarak yakalarsın.

Bağlamdan Anlam Çıkarma: Çalışılmış Örnek

Şu cümleye bak:

After months of practice, Ayşe finally passed her driving test. She was over the moon.

Over the moon kelime kelime "ayın üstünde" demek. Ama bağlam ipuçlarına dikkat et: sınavı geçmek olumlu bir olay, finally kelimesi bir rahatlamayı işaret ediyor. Bu ipuçları bize anlamın "çok mutlu olmak" olduğunu söyler.

Bağlamdan anlam çıkarma adımları:

  1. İfadenin etrafındaki duyguyu belirle (olumlu mu, olumsuz mu?).
  2. Kelime kelime anlamın mantıklı olup olmadığını kontrol et.
  3. İfadeyi tanıdığın bir Türkçe deyimle eşleştirmeye çalış.
  4. Seçenekler varsa, bağlama uyan tek karşılığı işaretle.

İpucu

Sınav İpucu YDT'de phrasal verb sorusunda önce cümlenin genel anlamını kur, sonra ifadenin o boşluğa hangi duyguyu getirdiğini sor. Seçeneklerden bağlama uyan tek bir tanesi kalır.

The Big Game

Emre was nervous about the school basketball final. His coach told him, 'Don't give up when it gets hard.' At halftime, the team was losing badly.

Emre looked after the ball carefully and scored again and again. In the last minute, he turned down an easy shot and passed to a teammate instead.

His teammate scored, and the team won. Emre was over the moon. 'We did it!' he shouted.

  • The meaning of a phrasal verb can always be guessed from its two separate words. A phrasal verb has a non-compositional meaning, so give up does not mean 'yukarı vermek' but 'vazgeçmek'.
  • Which sentence uses a separable phrasal verb correctly with a pronoun? With a pronoun object, a separable phrasal verb must be split: turn it down. Turn down it is wrong.
  • It's raining cats and dogs is an idiom that means it is raining ___. The idiom raining cats and dogs means raining very heavily, not literally animals falling.

Ayrılabilir ve Ayrılamaz Phrasal Verb'leri İnceleme

Sam ran into an old friend cümlesindeki run into yapısını parçalayalım. Burada into edatı fiilden ayrılıp cümlenin başka bir yerine taşınamaz. Peki neden bazı phrasal verb'ler esnekken bazıları taş gibi sabit kalır?

Ayrılabilir (separable) phrasal verb'lerde edat veya zarf, nesneyi aşarak fiilden uzağa gidebilir. Ayrılamaz (inseparable) olanlarda ise fiil ve parçacık (particle) bir çift gibi kenetlenmiştir; aralarına hiçbir şey giremez.

İki Yapıyı Yan Yana Koymak

YapıÖrnekNesne KonumuKabul Edilebilir mi?
Ayrılabilirturn off the lightFiilden sonra✓
Ayrılabilirturn the light offFiil ile parçacık arası✓
Ayrılamazlook after the babyFiilden sonra✓
Ayrılamazlook the baby afterAraya sıkıştırma✗

YDT'de bu ayrım, cümle tamamlama ve çeviri sorularında doğrudan karşına çıkar. Yanlış sıralama, anlam doğru olsa bile cümleyi bozar.

Adım Adım: Ayrılabilir mi, Değil mi?

  1. Fiilin tek başına anlamı ile phrasal verb anlamını karşılaştır. Anlam tamamen değişmişse güçlü bir phrasal verb adayıdır.
  2. Parçacığı nesnenin önüne ve arkasına koyarak iki cümle kur.
  3. İki cümle de kulağa doğal geliyorsa yapı ayrılabilir.
  4. Yalnızca tek sıralama doğru geliyorsa yapı ayrılamaz.
  5. Zamir (it, them) kullan: ayrılabilir yapılarda zamir mutlaka araya girer.

Önemli

Zamir kuralı altın anahtardır. Turn it off doğrudur, turn off it yanlıştır. Ama look after it doğrudur, look it after yanlıştır. Zamir testi, yapıyı saniyeler içinde sınıflandırmanı sağlar.

Çözümlü Örnek

Cümle: Please pick up your toys.

  • Fiil: pick (almak), Parçacık: up (yukarı)
  • Birleşik anlam: "toplamak, yerden almak" - tek başına pick bu anlamı vermez.
  • Deneme 1: pick your toys up → doğal ✓
  • Deneme 2: pick them up → zamir araya girdi ✓
  • Sonuç: Ayrılabilir phrasal verb.

Şimdi benzerini sen kur: I ran into my teacher at the market. cümlesinde into parçacığını my teacher nesnesinin arkasına taşıyabilir misin? Taşıyamıyorsan bu yapı ayrılamaz demektir.

Deyimsel Anlamı Yakalamak

Bazı phrasal verb'ler o kadar kalıplaşır ki artık bir deyim (idiom) gibi davranır. give up yapısını düşün: give "vermek", up "yukarı" demek. Ama give up smoking "sigarayı bırakmak" anlamına gelir. Kelimelerin tek tek anlamından çıkarılamayan bu bütünsel anlam, YDT'nin en sevdiği tuzaktır.

Uyarı

En sık yapılan hata, phrasal verb'ü kelime kelime Türkçeye çevirmektir. "run into" ifadesini "içine koşmak" diye çeviren öğrenci, "tesadüfen karşılaşmak" anlamını tamamen kaçırır. Anlamı tahmin ederken cümlenin geri kalanına bak: bir arkadaştan, bir kafeden bahsediliyorsa "karşılaşmak" anlamı çok daha olasıdır.

Ayrılamaz Yapıların İşareti

Ayrılamaz phrasal verb'lerin çoğu bir edat (preposition) ile biter: into, after, for, on, with. Bu edatlar nesneyle sıkı bağ kurar ve araya girmeye izin vermez.

  • look after (bakmak) → look after the dog ✓
  • come across (rastlamak) → come across a letter ✓
  • get on (binmek) → get on the bus ✓

Bu üç yapıda da parçacığı nesnenin arkasına atmak cümleyi bozar.

Buna karşılık up, down, off, away, out gibi zarf parçacıklarıyla kurulan phrasal verb'ler genellikle ayrılabilir: turn off, put down, throw away, take out.

Bağlamdan Sınıflandırma

Bir phrasal verb'ün ayrılabilir olup olmadığını sözlükten kontrol edemiyorsan, cümledeki nesneye bak. Nesne zamir ise ve cümle doğruysa, yapı ayrılabilir demektir. Nesne uzun bir isim öbeği ise ve parçacık ondan sonra geliyorsa, yapı büyük olasılıkla ayrılamaz.

Sınavda Ne Kazandırır?

YDT'de bir boşluk doldurma sorusunda parçacığın yeri yanlış verilmişse, o seçeneği anında eleyebilirsin. Çeviri sorusunda ise Türkçe karşılığı doğal kurmak için yapının ayrılabilir olup olmadığını bilmen gerekir. Ayrılamaz bir yapıyı Türkçeye aktarırken parçacığı ayırmaya çalışmak, anlamı bozar.

ÖSYM / YDT Klasiği Phrasal Verbs ve Karşılıkları

  • give up — quit / abandon (bırakmak, vazgeçmek)
  • look into — investigate / examine (incelemek, araştırmak)
  • put off — postpone / delay (ertelemek)
  • call off — cancel (iptal etmek)
  • put up with — tolerate / endure (katlanmak, tahammül etmek)
  • run out of — deplete / exhaust (tükenmek, bitirmek)
  • Look after it is correct, but look it after is wrong. look after is an inseparable phrasal verb, so the pronoun must stay after the particle.
  • Aşağıdaki phrasal verb ve zamir nesnesi dizilimlerinden hangisi kurala uygun biçimde doğrudur? turn off is separable, so a pronoun object must sit between the verb and the particle.
  • I ran ___ my old teacher at the market yesterday. run into means to meet by chance, and it is an inseparable phrasal verb.

Deyimlerin Mecaz Anlamını Bulma

Sam ran into an old friend cümlesini hatırla. Burada run into "çarpmak" değil, "tesadüfen karşılaşmak" anlamına geliyordu. Peki neden? Çünkü phrasal verb'ler ve deyimler, kelimelerin tek tek anlamlarının toplamından farklı bir bütün anlam oluşturur.

Bu farkı görmek için önce bir ayrım yapalım. İki farklı yapı var:

  • Phrasal Verb: Fiil + edat/particle birleşir, yeni bir fiil anlamı doğar. Örnek: give up = vazgeçmek, look after = bakmak (ilgilenmek).
  • Deyim (Idiom): Sabit bir kelime grubu, mecaz anlam taşır. Örnek: break the ice = ortamı yumuşatmak, hit the books = ders çalışmaya koyulmak.

İkisinin ortak noktası şu: kelime kelime çeviri seni yanıltır.

Kelime Kelime Çeviri Neden Çöker?

Şu cümleye bak: Sam decided to give up sugar.

give = vermek, up = yukarı. "Şekeri yukarı vermek"? Anlamsız. Doğru okuma: give up bir bütün olarak "bırakmak, vazgeçmek" demek. Yani: "Sam şekeri bırakmaya karar verdi."

Uyarı

En Sık Yapılan Hata Phrasal verb'ü iki ayrı kelime gibi okumak. run into yapısını "içine koşmak" diye çeviren öğrenci, cümlenin tamamını yanlış anlar. Anlam fiilde değil, fiil + particle bütününde saklıdır.

Mecaz Anlamı Bağlamdan Çıkarma: Adım Adım

Bilinmeyen bir phrasal verb veya deyimle karşılaştığında şu sırayı izle:

  1. Kelime kelime anlamı yaz. (run into = "içine koşmak")
  2. Bu anlam cümleye uyuyor mu? Uymuyorsa mecaz arıyorsun demektir.
  3. Cümlenin geri kalanından ipucu topla. Özne kim? Nesne ne? Eylem mantıklı mı?
  4. Türkçede o durumda ne deriz? Doğal karşılığı bul.

Şimdi bunu tam bir örnekle çalışalım.

Cümle: When the teacher asked a hard question, nobody wanted to break the ice, so the room stayed silent.

  1. Kelime kelime: break = kırmak, ice = buz. "Buzu kırmak."
  2. Cümleye uyuyor mu? Kimse buz kırmıyor. Mecaz arıyoruz.
  3. İpucu: "soru zordu", "kimse istemedi", "oda sessiz kaldı." Yani ortam gergin, kimse ilk adımı atmıyor.
  4. Türkçe karşılık: "ortamı yumuşatmak" veya "ilk adımı atmak."

Doğru okuma: "Öğretmen zor bir soru sorunca kimse ortamı yumuşatmak istemedi, o yüzden sınıf sessiz kaldı."

İpucu

Bağlam Testi Mecaz anlamı doğrulamak için kendine sor: "Bu ifade olmasaydı, cümle yine aynı duyguyu verir miydi?" Cevap "hayır" ise, o ifade mecaz taşıyor.

Ayrılabilir ve Ayrılamaz: Anlamı Etkiler mi?

Ayrılabilirlik kuralını biliyorsun. Ama dikkat: ayrılabilirlik, anlamı değiştirmez, sadece kelime sırasını değiştirir.

YapıAyrılabilir mi?ÖrnekMecaz Anlam
give upEvetgive it upvazgeçmek
run intoHayırrun into himtesadüfen karşılaşmak
turn downEvetturn it downreddetmek / sesi kısmak
look afterHayırlook after herbakmak, ilgilenmek

turn down örneği kritik: bağlama göre iki farklı mecaz anlam taşır. turn down the offer = teklifi reddetmek. turn down the music = müziğin sesini kısmak. Aynı yapı, iki farklı anlam. Bunu ancak bağlam belirler.

İki Yapıyı Karşılaştır: Phrasal Verb mü, Deyim mi?

ÖzellikPhrasal VerbDeyim (Idiom)
YapıFiil + particleSabit kelime grubu
EsneklikBazıları ayrılabilirGenelde sabit, değişmez
Örnekput off (ertelemek)hit the books (ders çalışmak)
Ayrılabilir mi?Bazen evetHayır

put off ayrılabilir: put the meeting off doğru. Ama hit the books içindeki kelimeler yer değiştiremez. hit the books sabittir.

Önemli

Sınır Durumu Bazı yapılar hem phrasal verb hem deyim sayılabilir. break the ice bir deyimdir çünkü kelimeler sabittir ve mecaz anlam taşır. give up ise phrasal verb'dür çünkü fiil + particle yapısındadır. Ayrım her zaman net değildir; önemli olan mecaz anlamı bağlamdan yakalamaktır.

Bir Sahne: Anlamı Bağlamdan Yakala

Bu diyalogda give up ve let it go kelime kelime çevrilse anlamsız olurdu. Ama bağlam ("eski araba", "bozuluyordu") doğru mecaz anlamı veriyor.

Özet: Mecaz Anlamı Yakalamanın Anahtarı

  • Kelime kelime çeviri her zaman ilk adımdır, ama asla son adım değildir.
  • Cümleye uymuyorsa, mecaz arıyorsun demektir.
  • Bağlam (özne, nesne, durum) doğru anlamı gösterir.
  • Ayrılabilirlik anlamı değil, sadece sırayı değiştirir.
  • Aynı yapı, bağlama göre farklı mecaz anlamlar taşıyabilir (turn down gibi).
  • In the sentence 'Sam gave up sugar,' the phrase 'gave up' means 'handed something upward.' 'Give up' is a phrasal verb meaning 'to quit or stop doing something,' not the literal act of handing something upward.
  • What does 'break the ice' mean in 'Nobody wanted to break the ice'? 'Break the ice' is an idiom meaning to ease tension or start a conversation in an awkward situation, not a literal action with ice.
  • The phrasal verb 'turn ' means 'to reject an offer' in 'He turned the job.' 'Turn down' means to reject, while 'turn up' means to arrive or increase, and 'turn into' means to transform.

Bağlamda Phrasal Verb ve Deyim Eşleştirme

Bir phrasal verb'ün anlamını tek başına sözlükten çıkarmak yerine, cümlenin içindeki diğer ipuçlarına bakarak bulmak mümkündür. Bu beceri, YDT'de anlam sorularının çoğunu çözer.

Temel fikir: Fiil + edat birleşimi, cümledeki diğer sözcüklerle birlikte yeni bir anlam kurar. Bu anlamı bulmak için cümleyi bir bütün olarak okumak gerekir.

Bağlam İpuçları Nasıl Çalışır?

Bir cümlede phrasal verb'ün anlamını üç tür ipucu verir:

  • Sonuç ipucu: Cümlenin devamı, eylemin sonucunu anlatır.
  • Duygu ipucu: Konuşanın tutumu (mutlu, üzgün, kızgın) anlamı daraltır.
  • Nesne ipucu: Fiilin nesnesi, hangi anlamın uyduğunu gösterir.

Örnek üzerinden görelim:

After the long meeting, Sam's energy finally gave out. (Toplantıdan sonra Sam'in enerjisi sonunda tükendi.)

Burada give out yapısı "dağıtmak" değil, "tükenmek" anlamına gelir. İpucu: energy ve finally sözcükleri, bir azalma ve bitiş anlatır.

Önemli

Bir phrasal verb'ün anlamı, cümledeki diğer sözcüklerle uyumlu olmalıdır. Uymayan anlamı hemen ele.

Aynı Fiil, Farklı Bağlam, Farklı Anlam

Aynı phrasal verb, bağlama göre farklı anlamlar taşıyabilir. Bunu görmek, YDT'nin en sevdiği tuzaklardan birini açığa çıkarır.

Sam gave up his seat to an elderly woman on the bus. (Sam otobüste yaşlı bir kadına yerini verdi.)

Sam gave up trying to fix his old laptop. (Sam eski dizüstü bilgisayarını tamir etmeyi bıraktı.)

Birinci cümlede give up "vermek, bırakmak" anlamında; ikincisinde "vazgeçmek" anlamında. İkisi de doğru, çünkü bağlam farklı.

Ayrılabilir Yapıların Bağlamla İlişkisi

Ayrılabilir phrasal verb'lerde nesnenin yeri, anlamı değil ama vurguyu değiştirir. YDT'de bu ayrım, doğru cümleyi seçmenin anahtarıdır.

CümleDoğru mu?Neden?
Sam turned off the light.EvetNesne sonda, sorun yok.
Sam turned the light off.EvetNesne ortada, ayrılabilir yapı.
Sam turned off it.HayırZamir ortada olmalı: turned it off

Uyarı

Zamirler (it, them, him) asla phrasal verb'ün sonunda kalmaz. Her zaman fiil ile edat arasına girer.

Deyimsel Anlamı Bağlamdan Çıkarma

Deyimler de phrasal verb'ler gibi çalışır: tek tek sözcükler anlamı vermez, bütün verir.

When Sam heard the news, he was over the moon. (Sam haberi duyunca havalara uçtu.)

over the moon sözcükleri "ayın üstünde" demek ama cümlede "çok mutlu" anlamına geliyor. İpucu: heard the news ve he was ifadeleri, güçlü bir duyguyu işaret eder.

Bağlam Eşleştirme: Adım Adım

Bir phrasal verb'ün anlamını bulmak için şu sırayı izle:

  1. Cümleyi baştan sona oku, phrasal verb'ü işaretle.
  2. Fiilin temel anlamını geçici olarak bir kenara koy.
  3. Cümledeki sonuç, duygu ve nesne ipuçlarını bul.
  4. Bu ipuçlarına uyan anlamı seç.
  5. Seçtiğin anlamı cümleye yerleştir, anlamlı olup olmadığını kontrol et.

Uygulama: Bağlamdan Anlam Bulma

Aşağıdaki cümleleri incele. Her birinde phrasal verb'ün anlamını bağlamdan çıkar.

The manager called off the meeting because of the storm. (Yönetici fırtına yüzünden toplantıyı iptal etti.)

Sam ran into his old teacher at the bookstore yesterday. (Sam dün kitapçıda eski öğretmenine rastladı.)

Don't give in to pressure from your friends. (Arkadaşlarının baskısına boyun eğme.)

Her cümlede ipuçları farklı: birincisinde neden (because of the storm), ikincisinde yer (at the bookstore), üçüncüsünde olumsuz emir yapısı.

Bağlamı Kullanarak Yanlış Anlamı Eleme

YDT'de çeldiriciler genellikle phrasal verb'ün gerçek anlamına yakın seçeneklerdir. Doğru cevap, cümlenin bağlamına uyan mecaz anlamdır.

Örnek cümle: The company had to lay off fifty workers last month. (Şirket geçen ay elli işçiyi işten çıkarmak zorunda kaldı.)

Yanlış çeldirici: "işçileri yere yatırmak" (gerçek anlam) Doğru cevap: "işten çıkarmak" (mecaz anlam)

İpucu: the company ve had to ifadeleri, bir zorunluluk ve kurumsal karar anlatır.

İpucu

Bir seçenek "çok kolay" veya "çok bariz" görünüyorsa, muhtemelen gerçek anlam tuzağıdır. Bağlama dön ve tekrar kontrol et.

Deyimlerde Kültürel Bağlam

Bazı deyimler kültürel bir arka plan taşır. Anlamı bulmak için bu arka planı bilmek yardımcı olur.

Sam let the cat out of the bag about the surprise party. (Sam sürpriz parti hakkında ağzından baklayı çıkardı.)

let the cat out of the bag deyimi "bir sırrı yanlışlıkla açıklamak" anlamına gelir. İpucu: surprise party ifadesi, açıklanmaması gereken bir bilgiyi işaret eder.

Challenge: Yeni Bir Bağlamda Uygula

Aşağıdaki cümlede put off yapısının anlamını bağlamdan çıkar:

Sam kept putting off his dentist appointment because he was scared.

İpuçlarını bul: kept (süreklilik), because he was scared (neden). Bu ipuçları, eylemin sürekli ertelendiğini gösterir. Doğru anlam: "ertelemek".

Şimdi aynı yapıyı farklı bir bağlamda düşün: The strong smell of the cheese put Sam off.

Burada put off "ertelemek" değil, "soğutmak, uzaklaştırmak" anlamına gelir. Aynı phrasal verb, farklı bağlam, farklı anlam. Bağlamı okumak, anlamı belirler.…