Ders 6 / 43 · İngilizce B2

Kiplik ve Çıkarım

Bu salt okunur bir görünüm. Burada yaptığın hiçbir şey kaydedilmez, hiçbir puan tutulmaz.

Kanıttan Güçlü Çıkarım

Çıkarım Kiplikleri (Modals of Deduction) Must (%95 kesin olumlu), Might/May/Could (%50 olasılık) ve Can’t (%95 kesin olumsuz)

Koridordaki ipuçları Daniel’ın yerini kanıtlıyor mu, yoksa yalnızca olasılıklardan birini mi destekliyor? Bir çıkarımın gücü, kanıtın ne kadar doğrudan olduğuna bağlıdır. Bağlamdaki kanıtları değerlendirerek uygun çıkarım ve kesinlik ifadesini seçebilecek, geçmiş çıkarımın biçimini gerekçelendirebileceksin.

Kanıt ile çıkarım arasındaki bağ

Kiplik ve çıkarım, konuşmacının bir önermeyi ne ölçüde olası gördüğünü ve bu yargıyı hangi kanıta dayandırdığını gösterir. Daniel’ın çantasının odada olması, onun odada bulunabileceğini düşündürür. Fakat başka biri çantayı bırakmış olabilir. Bu yüzden kanıtı, kanıtın izin verdiğinden daha kesin bir sonuca dönüştürmemek gerekir.

  • Güçlü kanıt, çıkarımı güçlü biçimde destekleyebilir: The lights are on, so Daniel must be in the room.
  • Birden fazla açıklama mümkünse daha temkinli bir ifade seçilir: Daniel might be in the office.
  • Kanıt bir sonucu güçlü biçimde dışlıyorsa olumsuz çıkarım kurulur: Daniel can’t be in the seminar room. His coat and bag are both missing.

Buradaki must, konuşmacının güçlü çıkarımını bildirir. Aynı sözcük zorunluluk da bildirebilir: Students must submit their reports by Friday. Bu cümlede bir kanıttan sonuç çıkarılmıyor. Bir gereklilik ifade ediliyor. Benzer biçimde The presentation should start at nine. beklenti veya planlanan düzen hakkında bilgi verir. Sadece should sözcüğünü görüp çıkarım anlamı varsaymayın. Cümlenin kanıt mı sunduğunu, yoksa kural ya da beklenti mi bildirdiğini inceleyin.

Önemli

Bir ifadenin güçlü görünmesi, çıkarımın kanıta dayandığını tek başına göstermez. Kanıt ile sonuç arasındaki bağı da kontrol edin.

Geçmişe dönük çıkarım

Kanıt geçmişte gerçekleşmiş bir eyleme işaret ediyorsa, çıkarımın biçiminde have ve fiilin üçüncü hâli kullanılır. Örneğin, yazıcının çıktısı yeni alınmışsa Mina şöyle diyebilir: Daniel must have printed the slides. Burada yeni çıktı, geçmişteki yazdırma eylemini destekler.

Kanıt daha belirsizse might have veya could have seçilebilir: Daniel might have left through the back door. Güçlü karşı kanıt varsa can’t have kullanılır: Daniel can’t have used the main entrance. The access log shows no entry. Her örnekte önce kanıtı belirleyin, sonra sonucun ne kadar güçlü biçimde desteklendiğini değerlendirin.

Uyarı

Daniel must have printed the slides. cümlesi, “Daniel slaytları yazdırmak zorundaydı” anlamına gelmez. Kanıta dayalı okuma, yazdırmanın gerçekleşmiş olduğuna ilişkin çıkarımdır. Zorunluluk için cümlenin görev veya kural bildirip bildirmediğine bakın.

Bir sonraki adımda, aynı kanıtın neden farklı kesinliklerde yorumlanabileceğini tartacaksınız: Yazıcının çalışması Daniel’ın slaytları bastığını kanıtlar mı, yoksa yalnızca makul bir olasılık mı sunar?

  • Her laptop is still open, so she must have left the library. çıkarımı kanıtla destekleniyor mu? Açık bir dizüstü bilgisayar, kişinin kütüphaneden ayrıldığını göstermez. Bu kanıt güçlü bir must have çıkarımını desteklemez.
  • Koridordan anahtar sesi geliyor ama kapı açılmıyor. En temkinli çıkarım hangisi? Anahtar sesi dışarıda biri olma olasılığını destekler, ancak kişinin orada olduğunu kesinleştirmez. Bu nedenle temkinli might uygundur.
  • Giriş kaydı kapının açılmadığını gösteriyor. He ___ have entered through that door. Giriş kaydı o kapıdan geçiş olmadığını gösterdiği için geçmişe dönük güçlü olumsuz çıkarım can’t have entered biçimindedir.

Olasılığın Gücünü Tartma

Geçmiş anlatıda olay sırasını belirleyen ipuçları, şimdi de bir çıkarımın ne kadar güçlü kurulacağını değerlendirmene yardım eder.

Olasılığın Gücünü Tartma Must have been (%95 kesinlik) -> Might have been (%50) -> Can't have been (%95 imkansızlık)

Kanıt, kesinlik ve konuşmacının tutumu

Bir ipucu tek başına bir sonucu kanıtlamayabilir. Birkaç bağımsız ipucu aynı açıklamayı desteklediğinde çıkarım güçlenir. İngilizcede kiplik ifadeleri bu gücü ve konuşmacının tutumunu gösterir. Aynı kampüs olayını anlatan iki kişi, aynı kanıtlara bakıp farklı kesinlik düzeyleri seçebilir.

Bunu bir ses ayarı gibi düşün. Kanıt arttıkça ses yükselir, fakat her çıkarım en yüksek düzeye çıkmaz. Konuşmacı kanıtı güçlü bulduğunda must, makul ama kesin olmayan bir açıklama sunduğunda may, might veya could kullanabilir. Bu sözcükler değiştirilebilir etiketler değildir. Seçim, kanıtın neyi desteklediğine bağlıdır.

Örneğin Mina, seminer odasında Daniel’ın çantasını buluyor. Sandalyesi boş, bilgisayarı yanında değil. Bu ipuçları Daniel’ın odada olmadığını gösterir. Ancak nereye gittiğini göstermez. He might have gone to the library. cümlesi olası bir açıklama sunar. Kütüphaneden bir mesaj gelirse açıklama daha makul hâle gelir, ama mesaj tek başına kesin kanıt sayılmaz.

Çıkarımın gücünü adım adım tartmak

  1. Gözlemi yorumdan ayır. “Çanta sandalyenin altında” gözlemdir. “Daniel kütüphaneye gitti” yorumdur. Bu ayrım, çıkarımı kanıtın ötesine taşımamayı sağlar.
  1. Her ipucunun hangi açıklamayı desteklediğini belirle. Boş sandalye yalnızca Daniel’ın o anda oturmadığını destekler. Kütüphane mesajı, oraya gitmiş olabileceği fikrini destekler. İki ipucu birlikte olasılığı artırır, fakat başka bir açıklamayı ortadan kaldırmaz.
  1. Kesinlik ifadesini buna göre seç. Birden fazla güçlü ipucu aynı sonucu destekliyorsa must ile güçlü çıkarım kurulabilir. Kanıt eksik veya birden fazla açıklamayla uyumluysa might ya da could daha ölçülüdür. Açıkça çelişen kanıt varsa can’t güçlü bir olumsuz çıkarım bildirir.
  1. Zamanı ve konuşmacının amacını kontrol et. Geçmişteki bir olaya ilişkin çıkarımda kiplik ifadesini have ve fiilin üçüncü hâli izler. Böylece konuşmacı olayı doğrudan gördüğünü değil, geçmişe ait kanıtı yorumladığını belirtir.
Kanıtın durumuUygun ifadeİşlev
Güçlü ve birbirini doğrulayan ipuçlarıDaniel must have gone to the print room.Güçlü geçmiş çıkarımı
Birkaç makul açıklamadan biriDaniel might have gone to the print room.Geçmişte olası açıklama
Eldeki kanıtla uyuşmayan açıklamaDaniel can’t have gone to the print room.Güçlü olumsuz geçmiş çıkarımı

İlk örnekte, yazıcıda Daniel’ın sunum dosyasının açık olması ve görevlinin onun çıktılarını teslim aldığını söylemesi, yazıcı odasına gitmiş olduğu çıkarımını güçlendirir. Yine de konuşmacı doğrudan tanık olmadıysa must have gone bir çıkarımdır, gözlem değildir. Yakın alıştırma olarak, yalnızca boş sandalye ve çantayı gördüğünü düşün. Aynı geçmiş biçimini kullanabilirsin, fakat kanıt zayıf olduğundan might have gone daha dikkatli bir seçimdir.

Kiplik, beklenti ve zorunluluk

Must her zaman aynı anlamı taşımaz. The lights are on, so someone must be in the room. cümlesinde konuşmacı kanıttan sonuç çıkarır. Students must submit the form by Friday. cümlesinde ise kural veya zorunluluk bildirir. Anlamı tek başına sözcük değil, cümlenin bağlamı belirler.

Benzer biçimde should, kanıta dayalı beklenti veya tavsiye anlatabilir. The library should be open now. bir beklentidir. Kapının gerçekten açık olduğunu kanıtlamaz. Buna karşılık You should email the tutor. bir öneridir. Bir ifadenin çıkarım mı, beklenti mi, zorunluluk mu olduğunu anlamak için konuşmacının ne bildiğini ve ne amaçladığını incele.

Konuşmadaki kanıtın sınırları…

Geçmişe Yönelik Çıkarım

Geçmiş anlatıdaki zaman ipuçları, kanıtın ne zaman ortaya çıktığını ayırt etmene yardımcı olur. Şimdi aynı dikkatle çıkarımın biçimini seç.…

Kanıta Uygun Çıkarım Kurma

Geçmiş anlatıdaki zaman ipuçları, bir kanıtın ne zaman ortaya çıktığını belirlemene yardım eder. Şimdi ayrıca kanıtın hangi çıkarımı desteklediğini ve bu çıkarımın ne kadar güçlü olduğunu değerlendir.

Aynı kanıt, farklı yorumlar

Bir kampüs odasının ışıkları yanıyor, kapısı kilitli ve sunum dosyası hâlâ bilgisayarda açık. Bu ayrıntılar Daniel’ın odada bulunduğunu kanıtlamaz. Yalnızca bazı yorumları diğerlerinden daha makul kılar. Olasılık derecesi, cümlenin kanıt karşısında ne kadar güçlü durduğunu gösterir. Kesinlik bildiren ifadeyi, kanıtın taşıyabileceğinden daha güçlü seçmek çıkarımı zayıflatır.

Mina’nın gördüğü kilitli kapı, Daniel’ın binadan ayrılmış olabileceğini düşündürebilir. Fakat onun ne zaman ayrıldığını veya dosyayı kimin açık bıraktığını tek başına göstermez. Farklı ipuçları aynı yorumu destekliyorsa çıkarım güçlenir. Birbiriyle çelişen ipuçları varsa daha temkinli bir ifade gerekir.

  • Daniel may have left. ayrılmanın mümkün olduğunu söyler.
  • Daniel must have left. eldeki kanıtın ayrılmayı güçlü biçimde desteklediğini ileri sürer.
  • Daniel can’t have left through the main entrance. belirli bir olasılığı, örneğin kayıtlı giriş saatleriyle uyuşmayan bir kapıdan çıkmayı, kanıta dayanarak dışlar.

Bu cümleler yalnızca farklı sözcükler kullanmaz. Konuşmacının kanıtı nasıl tarttığını da gösterir. Bir kamera kaydı ana girişin kullanılmadığını gösteriyorsa, bu bilgi başka bir çıkışı imkânsız kılmaz. Çıkarımın kapsamını kanıtın kapsamıyla eşleştir.

Kiplik bağlama göre değişir

Özellikle must sözcüğünü görünce hemen tek bir anlam seçme. You must submit the form today. bir zorunluluktur. Konuşmacı bir eylemin yapılmasını istiyor veya gerekli görüyor. Buna karşılık The form is signed, so Mina must have submitted it. geçmişteki bir eyleme ilişkin güçlü bir çıkarımdır. Burada imza, konuşmacının vardığı sonucu destekleyen ipucudur.

Zorunluluk ve beklenti, çıkarımdan amaç bakımından ayrılır. Mina had to submit the form yesterday. geçmişteki gerekliliği anlatır. Mina was supposed to submit the form yesterday. ise bir beklentiyi veya plana göre yapılması gerekeni bildirir. İkinci cümle, formun gerçekten teslim edildiğini kanıtlamaz. Sözcüğün anlamını yalnız başına değil, cümlenin eylem, zaman ve kanıt bağlamıyla birlikte değerlendir.

Mina ile Alex’in konuşmasında her yorumun hangi gözleme dayandığı açıkça belirtiliyor:

Kanıtı tart ve kararını savun

Diyalogda must have prepared güçlü bir geçmiş çıkarımıdır. Açık slaytlar hazırlıkla uyumludur. Ancak dosyayı başka biri açmış olabileceğinden, bu ipucu hazırlayan kişinin kesinlikle Daniel olduğunu kanıtlamaz. Alex’in sınırı doğru çizmesi önemlidir: bir gözlem, birden fazla açıklamayla uyumlu olabilir. was supposed to ise planı bildirir, gerçekleşmiş eylemi değil.

Kanıta dayalı geçmiş çıkarımı kurarken önce gözlemi, sonra desteklediği sonucu, son olarak da belirsiz kalan kısmı belirle. Ardından geçmiş biçimini seç: güçlü sonuç için must have + past participle, daha sınırlı olasılık için may/might/could have + past participle. Kanıt belirli bir seçeneği dışlıyorsa can’t have + past participle kullanılabilir. Bu biçimler, elde olmayan bilgiyi varmış gibi sunma izni vermez.

Şimdi farklı bir üniversite bağlamını değerlendir: Bir öğrenci araştırma sunumuna gelmemiştir. Grup sohbetinde sunum dosyasının gece yarısı güncellendiği görülür. Öğrencinin üniversite kartı kütüphane girişinde sabah kaydedilmiştir. Sunum odasındaki bir arkadaş, öğrencinin adını yoklama listesinde işaretlemiştir. Ancak onu gördüğünü söylememiştir. Bir grup üyesi de öğrencinin sunumu yapması gerektiğini belirtir.

Çıkarımını savunmak için her ipucunun neyi gösterdiğini ve neyi göstermediğini ayır. Dosyanın güncellenmesi, öğrencinin sunumu hazırladığına dair hangi kesinlik düzeyini destekler? Kütüphane kaydı, sunum odasında bulunduğunu kanıtlar mı? Yoklama listesi gerçek katılımın kanıtı mıdır, yoksa yalnızca kayıt işlemi mi? Sunum yapmasının beklendiği bilgisi, sunumu yaptığı sonucuna yeter mi?

Yanıtında bir geçmiş çıkarım biçimi seç ve seçimini en az iki somut ipucuyla gerekçelendir. Ayrıca daha güçlü bir ifadenin neden kanıtı aşacağını belirt. Gerekirse kesin bir hüküm yerine sınırlı bir olasılık bildir. İyi değerlendirme, en iddialı cümleyi seçmek değil, kanıtın desteklediği en güçlü cümleyi savunmaktır.

  • She was supposed to attend. ifadesi, katıldığını kanıtlar mı? Bu ifade bir beklentiyi bildirir. Gerçekleşmiş katılım için ayrıca kanıt gerekir.
  • Yalnızca dosyanın gece güncellendiği biliniyorsa en temkinli çıkarım hangisi? Güncelleme düzenlemeyle uyumludur, ancak kimin yaptığı veya sunumun gerçekleşip gerçekleşmediği kesinleşmez.
  • Güçlü geçmiş çıkarımında must have sonrasında fiilin hangi biçimi gelir? Must have sonrasında geçmiş ortaç kullanılır. Biçim, geçmişteki eyleme ilişkin çıkarımı kurar.

Geçmiş Çıkarım Kiplikleri Eşleştirmesi

  • must have been — Güçlü kanıta dayalı kesin geçmiş çıkarım (kesin öyleydi)
  • can't have known — Geçmişe dair mantıksal imkansızlık (bilmesi imkansızdı)
  • might have left — Zayıf geçmiş olasılık (bırakmış olma ihtimali var)
  • should have informed — Geçmişte yapılması gereken göreve yönelik eleştiri

Geçmiş Olay İçin Çıkarımı Gerekçelendirme

Önceki zaman ve anlatı bilgini kullanarak, kanıtın hangi geçmiş olayı desteklediğini ve ne kadar güçlü desteklediğini ayrı ayrı değerlendir.

Kanıtı çıkarımın gücüyle eşleştirme

Daniel must have returned. cümlesi, Daniel’ın kesin denecek kadar güçlü bir kanıtla geri döndüğü sonucunu verir. Oysa dosya ortak hesapla açılmıştır ve tanık giren kişiyi tanıyamamıştır. Bu kanıtlarla Daniel may have returned. daha savunulabilir bir seçimdir. Kararı gerekçelendirirken yalnızca ipucu sayısını değil, her ipucunun alternatif açıklamalara açık olup olmadığını da tart.

Kanıta Dayalı Geçmiş Çıkarımı, geçmişte ne olduğunu kanıtlarla değerlendirip çıkarımın biçimini buna göre seçmektir. must have + past participle güçlü bir geçmiş çıkarımını, may have + past participle ise mümkün bir açıklamayı kurar. Buradaki fark yalnızca dilbilgisel biçim değildir: konuşmacının kanıta duyduğu güveni de gösterir. language.modality.inference, kiplik biçimi ile kanıta dayalı çıkarım arasındaki bu ilişkiyi ifade eder.

Beklenti, zorunluluk ve çıkarım

AmaçÖrnekKanıtın gösterdiği
Geçmişe dair güçlü çıkarımDaniel must have returned.Konuşmacı güçlü kanıt değerlendirmesi yapıyor.
Geçmişe dair olasılıkDaniel may have returned.Geri dönmesi mümkün, fakat kesin değil.
Geçmişteki zorunlulukDaniel had to collect an adapter.Bir gereklilik vardı. Cümle onun geri döndüğünü göstermez.
BeklentiDaniel was supposed to present.Sunum yapması bekleniyordu. Beklenti, gerçekleştiğinin kanıtı değildir.

Olasılık Derecesi, iddianın kanıtı ne kadar aştığını denetleme ölçütüdür. Birden fazla zayıf ipucu, kendiliğinden kesin kanıta dönüşmez. Ayrıca had to zorunluluk bildirirken must have returned geçmişe yönelik çıkarım yapar. İkisini eşdeğer saymak, gereklilik ile kanıt değerlendirmesini karıştırır.

İpuçularını birlikte tartma

KanıtDesteklediği yorumSınırı
Dosya 8.32’de açılmışOdada biri çalışmış olabilirHesap ortaktır.
Daniel adaptörü almışSunuma hazırlanmış olabilirDönüşünü göstermez.
Bir öğrenci birini görmüşOdaya biri girmiş olabilirKişi tanımlanamamıştır.

Yanlış: Beklenen bir olayın gerçekleştiğini varsaymak veya tek bir belirsiz ipucuyla must have seçmek.

Doğru: Önce kanıtın neyi doğrudan gösterdiğini, sonra hangi alternatifleri dışlamadığını belirt. En güçlü savunulabilir çıkarımı seç ve seçimini bu sınırlarla gerekçelendir.

Önceki gelecek seçimi çalışmalarından bir noktayı kendine sor: Bir tahmini kanıta dayalı yapan şey, konuşmacının niyeti mi yoksa elindeki ipuçları mı? Ardından, sonraki karmaşık cümle çalışmalarında bu tür çıkarımları daha kapsamlı ifadeler içinde izlemeye hazır ol.

Kendine özel düşünme sorusu: Hangi kanıtın çıkarımın gücünü sınırladığı artık daha açık?

  • Ortak hesapla açılan bir dosya, sunumu belirli bir kişinin yaptığını kanıtlar mı? Ortak hesap, dosyayı kimin açtığını belirlemez. Kişi hakkında kesin çıkarım için ek kanıt gerekir.
  • Bir görevlinin kaydı ve belirsiz bir tanık anlatımı varken en savunulabilir çıkarım hangisi? Kanıt olasılığı destekliyor, ancak kişinin kimliğini kesinleştirmiyor. Bu nedenle olasılık bildiren biçim daha savunulabilir.
  • Geçmiş zorunluluğu anlatan yapı, geçmiş çıkarımı bildiren must have yerine ___ kullanır. Had to geçmişteki zorunluluğu belirtir. Bir olayın gerçekleştiğine dair çıkarım yapmaz.